www.gomurgen.org

ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM
CAFER TAYYAR

CAFER TAYYAR

Tarih 04 Haziran 2011, 20:41 Editör Ahmet Karaaslan

CAFER TAYYAR ve ŞİİRLERİ

 CAFER TAYYAR

 

(Kaynak kişi: Abdullah TÜRKÖZ)

 

    Köyümüzde kimsesiz, hiç evlenmemiş “Cafer Tayyar” diye bilinen biri vardı. Mesleği köşkerlikti. Şair ruhlu, duygulu, herkese karşı saygılı, itikadı kuvvetli biriydi. Onun çok sayıda şiiri vardı ama yazılmadığından unutuldu. Ben kendisinden sadece üç tanesini öğrendim.

Köyde kalacak bir evi bile yoktu. Çinçikler’in Büyük Han’ın bir odasına soyasını atmış, orada yaşıyordu. Bu odada eskiden köyün büyükleri toplanarak sohbetler edilir, misafirler ağırlanır, Kur’ân-ı Kerim okunur ve öğrenilirdi. Her şeyin bir ömrü olduğu gibi, oda son günlerini yaşıyordu. Cafer Tayyar kaldığı zamanlar yıkılmaya terkedilmişti.

Cafer Tayyar’ın kader çizgisinde kimsesizlik, yoksulluk, çaresizlik, sahipsizlik... vardı. Ama o, bunların hiç birinden şikâyetçi değildi. Sonradan gelen felç, onu perişan etmişti! Geçimini sağlamak için çalışmak zorundaydı. Her ne kadar çevreden yardım yapılsa da, kendi yağıyla kavrulmanın tadı başkadır. Hani bir atasözünde “Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.” Felçli hâlinde bile mesleğine devam etti.

Bir zamanlar seslerin kesilmediği odaya Cafer’den başka kimse kimseler uğramıyordu. Bu sessizlik uzun sürmedi. Kışın bastırmasıyla koyunlar evlere alındılar. İşte o gün Cafer’in odası yeni arkadaşlarıyla doldu!..  Cafer, bahara kadar koyunlarla kalması gerekiyordu. Cafer Tayyar, bundan da rahatsız olmadı. Soba derdinden kurtulmuş, sıcak bir ortam içinde kışı geçirmesine seviniyordu. Onu rahatsız eden bir şey vardı ki, “Büyük odanın mazisine yapılan saygısızlık!..”  Cafer Tayyar, bu rahatsızlığını şiirle şöyle anlatıyor:

 

BÜYÜK ODA

 

Şen olurdu gündüz ile gecesi,

Elif Elif okunurdu hecesi.

Mullalara ders verirdi hocası,

Şindi büyük oda ahır mı oldun?

 

Şad olarak otururdu yârenler,

Sohbet edip, okunurdu Kur’ânlar.

Acımaz mı bu hâlini görenler!

Şindi büyük oda ahır mı oldun?

 

Sabah-akşam yenilirdi yemeği,

Yapan ustan nasıl vermiş emeği!..

İstemezdim sana böyle demeyi,

Şindi büyük oda ahır mı oldun?

 

Yürü Cafer Tayyar yoluna yürü.

Taş olsa da erir dağların karı.

Gırılsın Çinçikler, galmasın biri

Şindi büyük oda ahır mı oldun?



 CAFER TAYYAR'IN DİĞER ŞİİRLERİ

 

ÖLÜM VAR!

 

Gafil insanoğlu almaz ibretten,

Gidenlerin teki dönmez gurbetten.

Vadesi yetenler içer şerbetten,

Düşün insanoğlu ölüm var ölüm...

 

Bir gün gidilecek dünyadan öte,

Var mı bu sözümde yanlış ve hata?

Seni bindirirler bir tahta ata,

Düşün insanoğlu ölüm var ölüm...

 

Şu yalan dünyada sürmedim demi,

Kur’ân’dan okudum Elif’i, Mim’i,

Eyerlenmiş atım, ağzında gemi...

Düşün insanoğlu ölüm var ölüm...

 

Der Cafer Tayyar’ım doğrult yönünü,

Has bahçende soldururlar gülünü!

Eğer yemiş isen bir gul hakkını,

Düşün insanoğlu ölüm var ölüm...

 

DÜNYA

 

Şu yalan dünyanın fenadır sonu,

Mutlaka gelecek Gıyamet Günü.

Toprah ettin gelen insanoğlunu,

Neyledin Adem’i, Havva’yı dünya?

 

Söyledik de sözlerimiz suç oldu,

Sana önce gelen şimdi göç oldu.

Ahir Zaman Peygamberi nic’oldu?.

Kimlere sürdürdün sefayı dünya?

 

Der Cafer Tayyarım sözüm söyleye

Kim galır ki ikindiye, öğleye?

Hani nerde galdı onca evliya?

Yıhdın viran ettin yuvayı dünya!..

DERLEYEN:Ahmet KARAASLAN

Bu haber 854 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

GÖMÜRGEN'DE İZ BIRAKANLAR

PROF. DR. YUSUF CANER

PROF. DR. YUSUF CANER Gömürgen'de İz Bırakanlardan

Dr. ALİ ÇETİNKAYA

Dr. ALİ ÇETİNKAYA Gömürgen'de İz Bırakanlardan

ÂŞIK MAHRÛM-Î

ÂŞIK MAHRÛM-Î (ZEKİ YILDIRIM)

ABDULLAH TÜRKÖZ

ABDULLAH TÜRKÖZ Gömürgen'de İzbırakanlar

MUSTAFA KARAASLANDAN ŞİİR VE MANİLER

MUSTAFA KARAASLANDAN  ŞİİR VE MANİLER MANİLER

MUSTAFA KARAASLAN (1928-1991)

MUSTAFA KARAASLAN (1928-1991) MUSTAFA KARAASLAN

DERVİŞ ÇAKIRTEKİN

DERVİŞ ÇAKIRTEKİN DERVİŞ ÇAKIRTEKİN (1920-1990)

HABİB KARAASLAN

HABİB KARAASLAN Gömürgen'de İz Bırakanlar
NARDUGAN'INIZ KUTLU OLSUN...30 Aral?k 2012

KÖŞE YAZARLARIMIZ

KÖYÜME (Gömürge KÖYÜME (Gömürge
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
Ali Çetinkaya Ali Çetinkaya
Dernek Faaliyetleri
NARDUGAN'INIZ KUTLU OLSUN...30 Aral?k 2012

ALAPARSLAN TÜRKEŞ KİMDİR?

ALPARSLAN TÜRKEŞ KİMDİR?
Alparslan Türkeş 25 Kasım 1917‘de Lefkoşe’de doğmuştur. Babası Ahmet Hamdi Efendi, annesi Fatımatül Zehra Hanım’dır. Alparslan Türkeş; aslen Kayserilidir. Büyük dedesi Arif Ağa Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Yukarı Köşgerli Köyünden Kıbrıs’a göç etmiş ve buraya yerleşmiştir. İlk ve orta eğitimini Lefkoşe’de tamamlamıştır. O yıllarda İngiliz işgal idaresi altında bulunan Kıbrıs’tan ailece Türkiye’ye göç etmişler ve İstanbul’a yerleşmişlerdir.

KULELİ’DEN HARP OKULU’NA

Askerlik mesleğine büyük sevgisi olan Alparslan Türkeş 1933 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girmiş başarı göstererek, 1939 yılında bu liseden mezun olmuş ve Harp Okulu’a geçmiştir.1939‘da Harp Okulu’ndan mezun olarak orduya katılmıştır. Orduda muntazaman terfi etmiş ve harp akademisi imtihanını kazanarak akademiye geçmiştir. Başarılı bir eğitim dönemi sonrasında kurmay subay olarak mezun olmuştur.

EVLİLİKLERİ

1940 yılında Isparta'da Muzaffer Hanım’la evlenirler. Ayzit, Umay, Selcen, Sevenbige (Çağrı) ve Yıldırım Tuğrul adlı çocukları dünyaya gelir. Muzaffer Hanım 1974 yılında vefat eder. Alparslan Türkeş 1976 yılında Sevâl Hanım'la ikinci evliliğini yapar. Bu evlilikten Ayyüce ve Ahmet Kutalmış adlı iki çocuğu olmuştur.

1944 MİLLİYETÇİLİK OLAYI

3 Mayıs1944... Ankara'da bir yürüyüş vardır. Türk Milletinin ve Devletinin bekası fikrine sahip aydınlar ve onların izindeki gençler, basın ve üniversite kadrolarına sızan ve kendilerini cumhuriyetin gerçek sahibi diye gösteren dönme-devşirme ittifakının oyunlarına karşı ideolojik tavrını koyar.

Yürüyüşten sonra bir grup milliyetçi aydın tutuklanır. CHP faşizminin açtığı Türkçülük-Turancılık Davası başlar. Milliyetçiler tabutluklara atılırlar, işkencelere uğrarlar. Genç Üsteğmen Alparslan Türkeş de bu aydınlar arasındadır.

20 Ekim 1944'te kendisini "vatan hainliği" suçlamasıyla sorgulayan Savcı’ya "Diğer sanıklar gibi bana da vatan hainliği suçu isnat edilmiştir. Bunu şiddetle redderim. Ben yeryüzünde her şeyden çok milletimi ve vatanımı severim" cevabını verir. Ancak mahkeme tarafından, 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırılır ve mahkeme süresince bir yıl hücre hapsi yattığı için tahliye edilir. Kendisine verilen ceza daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozulur ve 2 numaralı mahkemede beraat eder.

YURTDIŞI GÖREVLERİ

1948 yılında Genel Kurmay tarafından açılan imtihanları kazanmış ve bütün eğitim dönemindeki başarılarıda gözönüne alınarak Amerika’ya tahsile gönderilmiştir. Amerika’da piyade okulu ve Amerikan Harp Akademi’sinde tahsil görmüş buralardan da iyi dereceler ile mezun olmuştur. 1955‘de kurmay binbaşı olan Alparslan Türkeş (Amerika’da) Washıngton’da bulunan daimi gurup nezninde Türk Genelkurmayı’nın Temsil Heyeti üyeliğine tayin edilmiştir. 1957 yılının sonuna kadar vazifesini sürdürmüştür. Bu süre içerisinde Üniversity of America (Amerika Üniversitesi)‘ya devam etmiş, International Economics tahsili görmüştür. Daha sonra yurda dönen Alparslan Türkeş, 1959‘da Almanya’ya Atom ve Nükleer Okulu’na gönderilmiş, bu okulu da başarı ile bitirmiştir. İyi derecede Fransızca ve İngilizce bilen Alparslan Türkeş, 27 Mayıs 1960 yılına kadar Avrupa’da muhtelif Nato toplantılarında ve askeri mevzularda Türk Genel Kurmay Başkanlığı’nın temsilcisi olarak bulunmuştur.

27 MAYIS 1960 DARBESİ

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinin önde gelen simalarından olan Alparslan Türkeş, bu hareketi partilerüstü ve milli birliği sağlayacak bir reform hareketi olarak düşünmüştür. Müdahaleden sonra Milli Birlik Komitesi üyesi olarak, Başbakanlık Müsteşarlığı yapmıştır. Görevde bulunduğu 27 Mayıs 1960-25 Eylül 1960 tarihleri arasında, ülke ve kültür bütünlüğü kanun tasarısını ve Devlet Planlama Teşkilatı kanun tasarısını kanunlaştırmıştır.
CHP’li bazı politikacıların Milli Birlik Komitesi üyelerine yapmış oldukları bazı telkinler ile 13 Kasım 1960 tarihinde 13 arkadaşı ile Mili Birlik Komitesi’nden çıkarılmış ve Mürtet Hava Üssünde hapsedilmiş, daha sonra da, CHP’lilerin rahat hareket etmeleri için 19 Kasım 1960‘ta Türkiye’den, hükümet müşaviri görevi ile Hindistan Yeni Delhi’ye mecburi ikametgâh olarak gönderilmiştir.
Alparslan Türkeş Hindistan’da iken hükümet yöneticilerine mektuplarla sürekli ikazlarda bulunmuştur.
 
1961-62 1963 yılına kadar 2,5 yıl, yönetimi elinde bulunduranlarca Alparslan Türkeş'in Türkiye'ye dönmesine müsaade edilmez. Yıl1963 tarih 23 Mart Alparslan Türkeş sürgünden yurda döner. Dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla "Huzur ve Yükseliş Derneği" adli bir dernek kurar. Kısa bir süre sonra Talat Aydemir'in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile tutuklanır ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yatar, yargılanır ve beraat eder.

23 Şubat 1963‘ta yurda dönen Alparslan Türkeş, dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla "Huzur ve Yükseliş Derneği" adlı bir dernek kurar.

TALAT AYDEMİR OLAYI

Kısa bir süre sonra Talat Aydemir'in giriştiği darbe teşebbüsüne karıştığı iddiası ile 21 Mayıs 1963’te tutuklanır ve Mamak Askeri Cezaevinde dört ay hücre hapsinde yatar. Yargılama sonucunda beraat eder. 5 Eylül 1963‘te tahliye olur.
 
Tarih 31 Mart 1965 saat 11.00 de Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'ne katılı...

Tarih 1 Ağustos 1965 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi Büyük Kurultay'ında Genel Başkanlığına seçilir. Ayni yıl yapılan genel seçimlerde Ankara milletvekili seçilir. Yıl1969 Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin adi Milliyetçi Hareket Partisi amblemi de Üç Hilâl olarak değiştirilir. O Yıl yapılan genel seçimlerde Adana milletvekili olarak seçilir.

İlki, 31 Mart 1975 -13 Haziran 1977 yılları arasında ve ikincisi de 1 Ağustos - 31 Aralık 1977 tarihleri arasında Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetlerinde MHP Genel Başkanı olarak, Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı yapar. Ülkü Ocakları, Büyük Ülkü Derneği ve diğer mesleki örgütlenmeler başlar. 1968 Yılından itibaren marksist ve bölücü gençlik hareketleri üniversitelerde yuvalanır ve üniversite özerkliğinden istifade ederek buraları silah, cephane deposu haline getirerek "Kömünist Devrim" için üs haline koyarlar. Üniversiteler işgal altındadır. Her yer Lenin'in Stalin'in Mao'nun resimleri ve komünist sloganlarla doludur. Komünist yeraltı örgütleri "şehir gerillası" mi "kir gerillası" mi tartışmaları yapmakta okullara kendilerine tabi olanlardan başka hiç kimseye hayat hakki tanımamaktadırlar. Bunun üzerine Başbuğ Alpaslan Türkeş toplanan çok az sayıdaki gence verdiği seminerlerle onları komünizm konusunda aydınlatmaya ve alternatif olarak da Türk Toplumculuğunu, Türk Milliyetçiliğini anlatır. Kısa zamanda çoğalan gençler örgütlenmeğe başlarlar. Doktriner Türk Milliyetçiliği safhası başlamıştır. Türk Milliyetçileri Dokuz Işık, dokuz prensip etrafında toplanırlar.

Bu gelişmelerden rahatsız olan Türklük ve Türkçülük düşmanları özellikle de Komünist örgütler kendilerine okulda, fabrikada, köyde, kentte, dağda her yerde ama her yerde karşı çıkıp mücadele eden Ülkücü Hareket'e karşı savaş ilan ederler ve 12 Eylül 1980'e kadar 5000 civarında Ülkücüyü şehit ederler. Devlet'in zaaf içinde olduğu düşünülen "zinde güçleri bir şeylerin yani ihtilâlin şartlarının olgunlaşması" için daha fazla kanın akmasını beklemektedirler.

Başbuğ için 1978, 1979, 1980 yılları birçoğunu bizzat kendisinin yetiştirdiği binlerce ülküdaşının Komünist çetelerce katledildiğini gördüğü, kan ağlayan bir yürekle her şeye rağmen kaybetmediği soğukkanlılığıyla bir iç savaşı önlediği ıstırap dolu yıllardır.

12 Eylül 1980 sabahı pusudakiler yeterince olgunlaşan şartların neticesi ihtilâllerini yaparlar.

Başbuğ Alparslan Türkeş ve Türkiye'nin komünist bir ihtilâle kurban olmasını engelleyen Ülkücü Hareket sanık sandalyesinde, idam sehpalarındadır. Mamaklar ve C5'ler bu sürecin şekillendiği teslim olur. Cunta tarafından tutuklanan Başbuğ, önce 1 ay Uzunada'da kalır. Başbuğ 12 Eylül'den üç gün sonra Ankara Askeri Dil Okulu'nda ve hastalandığı dönemde de Mevki Hastahanesi'nde 4,5 yıl hapis yatar. O ve 218 Ülkücünün idamı istenir, 9 Nisan 1985'de tahliye olur ve beraat eder.

Tarih 6 Eylül 1987... Yapılan referandum neticesi diğer siyasilerle birlikte Başbuğ'a da konulan siyaset yapma yasağı kalkar ve Başbuğ Milli Ülküyü iktidar yapmak davayı kitlelere anlatmak için yine meydanlardadır.

Tarih 4 Ekim 1987.. Milliyetçi Çalışma Partisi olağanüstü kongresinde Genel Başkanlığa seçilir.

Tarih 20 Ekim 1991.. Genel seçimlerde MÇP'nin RP ve IDP ile yaptığı seçim ittifakı neticesi Yozgat milletvekili seçilir. Başbuğ, son kez T.B.M.M.’dedir. Bu dönemde ülkemizi kasıp kavuran bölücü teröre karşı en etkili mücadeleyi O gerçekleştirir.

Tarih 27 Aralık 1992… On iki Eylül'ün kapattığı partilerin tekrar açılabilmesini sağlayan değişiklikler neticesi toplanan MHP'nin son kurultay delegeleri, MHP'nin isim ve amblemini MÇP'nin kullanabilmesine karar verirler. Tarih 24 Ocak 1992 MÇP'nin 4. Olağanüstü kurultayı toplanır ve partinin adini MHP amblemini Üç Hilal olarak değiştirir.

Seksen yıllık fırtınalı ve çileli bir ömrün sonunda koca çınar, yine fırtına ve kar yağışlı 4 Nisan 1997 gününde Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.
Allah, bütün geçmişlerimizle birlikte TÜRK’ÜN son BAŞBUĞU’NA da rahmet eylesin.
 

ANKET

Derneğimizin web sitesi çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?





Tüm Anketler

ANKET

Derneğimizin web sitesi çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?





Tüm Anketler

Editör'ün Seçtikleri

HAVA DURUMU                                 KAYSERI

HAVA DURUMU                                 KAYSERI

HABER ARA


Gelişmiş Arama

HAVA DURUMU                                 KAYSERI

ANKET

Derneğimizin web sitesi çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?





Tüm Anketler

...

Sitemizde belirtilen görüşler sadece yazarları bağlar. Sunulan görüşler yetkililerce onaylanmadığı sürece kurumsal görüşümüzü yansıtmaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyap?: MyDesign Haber Sistemi